22 Kasım 2010 Pazartesi

Kalbinin güzelliği ile örülmüş insan sıcaklığın, tüm sokaklara, tüm şehirlere, tüm ülkelere yayılıyor. Eş zamanlı olarak da, içimin sokaklarına, şehirlerine, ülkelerine. Ve en güzeli, ait hissettiğim tek bir yer: sen. Sokaklarında özgürce koştuğum, şehrinde yüzümde gülümsemeyle yürüdüğüm, ülkesinde ise yepyeni yerleri tanıyıp; büyülendiğim.

20 Ekim 2010 Çarşamba

ellerin.


Barcelona' ya dönmek için bi' çok şeyi hayatımdan feda edebilirim. Evet. Epey ısrarcıyım bunu hayal etmekte.
Tabi ki seninle: mi amante Sergio <3














... ve çene titrer..

14 Ekim 2010 Perşembe

Seninle Yaşlanmak İstiyorum
Seneler Geçsin,
Sen Beni bil ben seni bileyim istiyorum.
Benim olduğun kadar dostlarının, Dostlarının olduğun kadar benim ol istiyorum.
Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım ki, Öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Sen çok dertlenip, içip arkadaşlarınla eve gelmelisin.
Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim.
Güzel günlerimizi, evimizde, bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.
Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek.
Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuklarımız olmalı,
Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırasıyla susturmalıyız.
Sen arada mızıkçılık yapmalısın.
Ve ben söylenerek sıranı almalıyım.
Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım,
Söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken,
Herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
Her şeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden.
Mutluda olsa,
Kötüde olsa,
Yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.
Saçlara düşünce yada gidince aklar,
Çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden.
Kavgasız,
Her sabah cinayetle uyanılmayan,
Sessiz bir yere gitmeliyiz.
Geceleri balkonda denizi seyredip,
Sandalyelerimizde sallanmalıyız.
Eve gelip benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli ziyaretimize,
Geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız.
Öyle sevmelisin ki beni,
Bu yazdıklarım korkutmamalı seni,
Tebessümler açtırmalı yüzünde.
Bir gün bu hayatı bırakıp giderken,
Sadece mutluluk olmalı yüzümüzde
Birbirimiz sevmenin gururu olmalı HERŞEYDE..

CAN YUCEL

26 Ağustos 2010 Perşembe

uykunun en güzel uyanışı: sen!

16 Ağustos 2010 Pazartesi

yediağustos

ellerime iğneler batırılıyor ve sen kadife çiçeklerini öpüyorsun. buradan ayrılacağımı düşünürken sırtımdan yukarı doğru fırtınalar eserken; senin güneşten gözlerin doluyor. minik terastan aşağı doğru sana bakarken, gözlerimin rengi omuzlarından süzülürken, sen yukarı bakıp gökyüzünü kucaklıyorsun.
hayır, soğuk değil, sadece içim buz tutmuş. omzuna yaslansam rengarenk olur içim.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

uykun ağrıyorken ben ellerimde renkli renkli kalemlerimle bekliyorum, rüya boyama kitapların için alabileceğin .. minik balkonundan ay ışığı değil bizi aydınlatıyorken sen kapat diyorsun kitabın kapağını ve omuzlarımdan süzülürken fütursuzca hayalim, renkler ağlıyor kendilerine. kabuslarından uyanmışlar ve dizlerinde ağrısız uykularını ısıtmak istiyor.

13 Temmuz 2010 Salı

i don't want to be real
i want to be crystal

13 Haziran 2010 Pazar


and terrible emptiness
today it is still pink and warm as it lies in my palm, and makes me feel like crying.

9 Haziran 2010 Çarşamba

keşke.

21 Mayıs 2010 Cuma

15 Nisan 2010 Perşembe

piyano sesi

1 Nisan 2010 Perşembe

when you got hurt
it made you beautiful
the cracks around your heart
they let the light shine through

when you got hurt
in pieces on the floor
put them back together
even better than before


lovelessness leads to loneliness,

which leads to sadness,

which leads to anger,

which leads to hate




j.mayer

28 Mart 2010 Pazar

sen de yalnızsın
biliyorum
bu bahçede solgun çiçeklerin;taç yapraklardan çok daha fazla
nefes alırken boğuluyorsun
gözlerin yanıyor
gri bir elbise giymişsin
kendini saklıyorsun..
fermuarı açıldığında ise masmavi bakıyor yaprakların
tut desem;hapsedeceksin
koş desem nefes nefese kalacaksın
o zaman susmalı
susmalı ve esnemeli mi akşamı olmayan o sabahlara?

26 Mart 2010 Cuma

ağlamakla gülmek kardeştir.

23 Mart 2010 Salı

"..i don't want to be real
i want to be crystal.."


eastern plays

21 Mart 2010 Pazar

kapının arkasında duruyordu.nefesi,rüzgarı;rüzgar nefesini alıp diğer tarafa götürüyordu.
ani geçişler.
keskin düğümler.
rakamlar.
kokular.
kırık kırık gölgeler.
düş(üş)ler!
anahtar sesiyle irkildi.
yutkundu.
..ve kaybolmak istedi.

19 Mart 2010 Cuma

the sunshine girl is sleeping

she falls and dreams alone..

12 Mart 2010 Cuma

"i am the words and you are the image"

10 Mart 2010 Çarşamba

bir sürü moral 'im var.olley.

9 Mart 2010 Salı

2 Mart 2010 Salı

Marion: July?

Juli: Yes.

Marion: What was that?

Juli: That was Daniel Bannier.

Marion: Yeah, sure.

But what's so special about him?

Juli: He has something deep inside waiting to get out.

Marion: Like what?



(im juli'den)

28 Şubat 2010 Pazar

kısa devre yapıyor duyguların.
uyumsuzluklarından bir uyum kusuyor her biri.ama iki karşıt nesne gibi birbirine dokunmaya yasaklılar.
sen ise,inadına seviştiriyorsun onları.acı çektiklerini bile bile,bir tecavüzü görmezden geliyorsun.çünkü renk renk kabloları aşınıyor her ikisinin de.sulanıyor.katıyken aniden sıvı oluyor.
öyle yıkıcısın ki,ikinci aşamayı görmezden geliyorsun ve de aniden havaya karışabiliyorlar.tek boyutken her biri,üçüncü boyutlarını kazıyorsun kimliklerine.yıpranıyorlar,yoruluyorlar,doğuruyorlar,düşük yapıyorlar.ama onun dışında gerçek bulmuyorlar yapaylığa olan "dönüşüm"ü .bir böcek bile olmak daha iyi onlar için.hayatları değişse bile.vücutlarındaki beyaz noktacıklara dokunduklarında;boşluğun tramplenlerinden atlasalar bile.

4 Şubat 2010 Perşembe

people are strange when you're stranger

1 Şubat 2010 Pazartesi

yok.
böyle olmamalı.

30 Ocak 2010 Cumartesi


bilsen ki koşunca geçecek,koş.
ama olmuyor koşunca,yetmiyor koşmak.
yere yapışıyorsun hem de eziliyorsun.
üstüne basıyorlar.
yerden kaldırıp tokat atıyorlar.
iyi de yapıyorlar.
uyan bazen.
bazen uyanmalısın.
koşmak yasaktır uyarısıyla yaşıyorlar,seni de öyle yaşatmaya çalışıyorlar.
yaşama.
hatta yaşama daha iyi.
ne komik oluyorlar onlar koşmazken değil mi?
ne komikler korkarken koşmaktan,düşmekten,ezilmekten,tokatlanmaktan,uyanmaktan.
en çok uyanmaktan.
hep uyuyorlar onlar sanki.
niye ki?
daha mı kolay uyumak.
büyüyeceklerini mi sanıyorlar acaba?
olabilir mi ki?
o kadar körler mi?
plastikten vücutları sanki onların.
çünkü hiç kanamasın istiyorlar dizleri,hiç şişmesin istiyorlar gözleri.
ne komikler.
ama gülemiyorum ben.