5 Ekim 2009 Pazartesi

çözülme

yanılmıştım sanırım yine;yalnızlığımla,sensizliğimle soğuk koridorda karşılaşınca.yüzüme öyle bir çarptı ki nefesinin yokluğu;savruldum.üstü örtülerle,tozlarla,hatıralarla kaplı,içimde,içimin uzaklarında gizlenen durakların her birine doğru savruldum.oturmaya çalıştım,beklemek istedim.sanki kendime yakınlığım artacak,mesafeler yutulacak ve her şey daha kolay olacakmış gibi.mış gibiydi her şey senden sonra,'belki'ler vardı,'keşke'ler sıraya dizilmiş üstüme geliyordu,'hayır'lar ise yüzüme yağıyordu.bu yüzden yanılgılarım birer taaruz gibiydi sensizliğe,ama sonuçsuz.her savaş gibi görkemli ama çözümsüz.korkutucu ama gerçeküstü.O'nun da dediği gibi ben hayatımın merkezini kaybetmiştim.varlığının yerine buz gibi bir kış vardı,yanlışlıkla benden götürdüklerinin arasında güneşin sıcaklığı da vardı.mevsimsiz bıraktın beni;yağmursuz,rüzgarsız,güneşsiz hatta fırtınasız.cebinden dökülen yıldızlar ise evin her köşesine dağılmış,öylece duruyorlardı;umarsızca ifadesiz kimlikleriyle.unutmuşsun onları.iyi de yapmışsın.nefes almaya çalışırlarken en azından belli belirsiz aydınlatıyorlardı umutlarımı.
bilirsin,severim kelimelerle oynamayı ben.kumdan kale yapar gibi,notalarla beste yapar gibi,her birine birer gerçeklik yüklemeyi.rüya görür gibi,kabus sonrası terler gibi,seninle sevişir gibi;heyecanlı,tutkulu ve de hüzünlü.öyle hüzünlü ki;anlarsın gözyaşım omzuna damladığında.ama gidişinle kapandı içimdeki oyun parkı,kelimeler yola döküldü,kayboldu,alev aldı,anlamları ise havaya karıştı.mutluyken ben,ve de yürürken içimde çalan bir şarkıyla anarım sevgilerimi;eskimiş,kararmış ve de kokusu asimile olmuş,teni sömürülmüş sevgilerimi.geriye depremler,seller felaketler kalmış sadece.ama onları da biri kucaklamalı.başkenti olmalı hepsinin.bilirsin,anlam yüklerim hep hayatın ayrıntılarına çünkü elimde hissederim o zaman ta kendisini hayatın.avcumun en içini öptüğünü hisseder ve ürperirim.vay be derim,vay be hayat beni de severmiş,sevebilirmiş.bir çocuk gibi kandırır sadakatimi ve gıdıklar merhametimi.ancak öyle anlarda büyüsünü çıkarır gizlediği kutusundan ve uyandırır beni gerçek bir rüya için.uykularımı da çaldın,uyku esnasındaki huzursuzluğumu dahi,susuzluğumu bile..
yine böyle tekrarlanan gecelerden birinde,yastığım hiçlikken,yaralanan sensizliğim aktı ona ağzımdan.hafifçe başını kaldırıp bir bakış attı bana suçlu bir çocuk gibi,ama dalga da geçer gibi.uyku yok sana dedi,kalk ve huzursuz et yine ona olan özlemini dedi.teselli tebessümüydü dudağının kenarındaki gökkuşağı.acın bile böyle masum,acıttığın yanlarım bile böyle saf hala,bir çocuğa benzetecek gibi.tüm bunları kucağıma alıp o gece sana yeni bir başlangıç yaratmayı düşündüm.uzun zamandır resim yapmayı terk etmiştim,biliyorsun.boyalarımı,fırçalarımı,tuvallerimi,paletimi her şeyi çukurcuma'nın merdivenlerine bağışlamıştım.ruhu renklensin daha çok diye.her neyse,çatıda sakladığım diğer malzemeleri almak için ikişer ikişer çıktım merdivenleri.kalbim ağzımda atıyordu,ellerim terliyordu,dizlerim titriyordu.bir cinayet işlemeye gider gibiydi bilincim.bilinçaltım ise her zamanki gibi eski hatıralara sevinip duruyordu,cesaretimden ötürü beni tetikliyordu fazlasıyla.zaferin tadına bakıyor gibiydi.kapıyı açtığımda ise çoktan midesine indirmiş ve dudağının kenarını yalıyordu afiyetle.odaya adım attığım anda ise içime senden bir demet anı doldu.boya kokusu tenini hatırlattı,tuvaller ise sana olan fakirliğimi.sana bir hediye yapacaktım,bu hediyeyle tüm hislerimi,düşüncelerimi tekrardan anlatacaktım.bu hediyemi de yıllar sonraki ilk sergimde görecektin.tek bir tablo olacaktı koskoca galeride.sadece sen-ben,sadece duvarlar ve yutacakları sergilenecekti.
her renk olacaktı tabloda ve bunların her birine ait birer duygu.benden çaldığın,ödünç aldığın,sakladığın ve benim sana hediye ettiğim her şey olacaktı orada.eğer renkleri doğru şekilde eşleştirirsen bana geri vermiş olacaktın en yepyeni halleriyle tümünü.belki bana dönmeyecekti yüzün ama bilecektim ki beni koruyorsun kendinden;doğrularla veya yanlışlarla.diye düşünürken hızlıca işe koyuldum ve bir gecede sonlandırdım sancılarımı.kızdım sana,bağırdım,küfrettim,güldüm,sensizliğin omzunda ağladım da açıkçası,hayıflanmıyorum.sadece bu süreç bile yordu beni demek istiyorum.olasılıklar bile kanattı.sanki kilidine uymayan bir anahtarla açmaya çalışıyordum defalarca her yeni sayfada seni.biraz umut ve hayalgücü ne çok şey demek.ben tüm bunları düşünür ve kapanmayan bir yaram olan senin üzerine renk renk merhemler sürerken,tuvale baktım ve bitmiştin.ben de bitmiştim hatta gün de bitmişti,yeni bir gün nefes nefese doğmuştu.tadına bakayım dedim sabahın,bir yudum kahveyle ve galeriye gitmeye karar verdim şehir uyanınca.acıyan gözlerle baktı bana İstanbul,acılı gözlerle baktı bana Çukurcuma,'yine mi' der gibiydiler.alışmışlardı onlar bana böyle.günaydın dedim ve çıktım evimden.şimdilik her şey tam yolunda gidiyordu ve bu beni telaşlandırdı.arkadaşım elimde bir paketle galeriye geldiğimi görünce o da tuhaf bir endişeye kapıldı sanki,iyi görünmediğimi söyledi,aldırmadım,sonra o da aldırmadı.her zamanki ben diye düşünmüş olmalıydı.korkarak girdim içeri,bir hastane odasına girer gibiydim.aşina olduğum eşyalar,koku ve müzik,hepsi sanki tanımaya çalışan gözlerle bakıyorlardı.elimdeki paketi açtım ve açtığım an arkadaşımın irkilmeyle karışık bir şaşkınlık hissettiğini anladım.sessizce sebebini sordu,yutkunarak cevap verdim.konuşulacak,söylenecek pek bir şey kalmadı zaten.
hemen bir plan yaptık beraber.seni arayacaktı,elindeki bazı işleri görmek istediğini söyleyerek ve sen farkındalığını bir kenara bırakıp gelecektin.gelmeliydin.her gecem gibi olmamalıydı.ama yanılsamalar da olmalıydı o gün senin için.mesela tuhaf tesadüfler,detaylar..
tüm bunları düşünürken evin yolunu tuttum.ondan önce bizim kahveye uğradım,bir kaç tanıdıkla sohbet ettim.etmeye çalıştım çünkü aklım oradaydı,sendeydi.ne olacaktı acaba diye düşünüyordum sürekli.elinde bir gökkuşağı ile gelip geri verecek miydin güneşi,ayı,bulutları ve geri kalan yıldızları?ne renklerim nefes alıyor doğru düzgün ne de gökyüzüm.o tuvalde benden çaldığın gökyüzümü bulacaksın.capcanlı renkleriyle,taptaze,yepyeni.sanki sen dokunmamışsın gibi.sadece bunları gördüğünde anla beni.ama öyle güzel ve özel ki orada göreceklerin;hiç pişman olmadım sende rehin tutuldukları için.şaşıracaksın,belki üzüleceksin belki de acıyacaksın bana,bilmiyorum.karanlıkta ay seni aydınlatıyormuş gibi anlayacaksın.en yakın arkadaşlarım;düşüncelerimle biraz nefes alayım dedim.pencereyi sonuna kadar açtım ve rüzgar koktu.üşüdüm biraz.kıyafetlerim her yerdeydi evin.en sevdiğim koltuğa oturdum.evet artık gerçekten tek kişilik.hatırladın değil mi ikimiz sığmaya çalışırdık,çocuk gibi itişip kakışırdık ona oturmak için,uyurduk bile kucak kucağa,yine aynı yerde,yine rüzgar kokusuyla.elime rastgele bir dergi aldım,tüm ciddiyetimi takındığımı sanarak,sanki okuyacakmışım gibi.dünden kalan kahvemden bir kaç yudum aldım.sanki sıcakmış gibi üfledim.geceyi etmişim fark etmeden ve hala haber gelmiyordu.acaba ikna olmuş muydun oraya gitmeye.diye düşünürken telefonum çaldı,galeriden arıyorlar sandım.yanılmışım yine.sendin.sen.ve ben,sesin vücudumun her yerine işledikten sonra anladım bunu.dokundun resmen.o an dünyanın tüm düzeni sana uyarlandı,senin diline çevrildi,senin dilinde okundu.çok heyecanlanmıştım,olduğum yerde dolanıyordum öylece.yüzünde adım adım gezmiş gibi oldum,kirpiklerinle yanağımı gıdıklamış gibi.zar zor duyulan bir ses tonuyla,biraz da sigaradan eskimiş bir ses tonuyla ben gidiyorum dedin.dünyamızın gerçekliğine inat sanki,telefonda veda ettin bana.galeride bana ait bir şey bıraktığını söyledin ve yutkundun.yutkundun ve sustum.bağırdım ama sen çoktan kapatmıştın ve İstanbul'u terk etmeye hazırdın.gidişinle attın beni yine bir yol kenarına.hemen giyinip çıktım evden,koşuyor muydum yürüyor muydum belli değildi doğrusu.kapıyı ısrarla çaldım,çaldım ve sonunda koskocaman bembeyaz bir salonda,tuvalimin yanında asılı olan başka bir tuval gördüm.nefes nefese yanına gittim. o an,'hiç' ne demek anladım.
çizdiğim tüm rengarenk çiçeklerle dolu bahçeleri,tupturuncu güneşi,yemyeşil çimenleri,sana seni resmettiğim her şeyin aynılarını çizmişsin ve her renkte iliştirilmiş olan duyguların aynılarını.aradaki fark ise bir füze gibi düştü topraklarıma,ele geçirdin darmadağın edip.sadece siyah bir kalemle ve içi boş çizmiştin her şeyi;silik ve soluktu hepsi,bomboş bir dünya bırakmışsın ardından.duyguların kelime kelime yazılı olduğu minik kağıtları da arkasını çevirip;geri yapıştırmışsın.son nefesimi var edebilecek tek şey bırakmışsın.çok sevdiğimiz birinin sözlerini.şöyle yazıyordu:
"arabadaydık.
-'tabiatın güzelliğine bak!' dedim.
-'ağaçlardan hiçbir şey göremiyorum!' dedi."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder