"Ne düşüneceğimi seçebilirim.
Duygularımı ve davranışlarımı da
Diğerlerini değiştiremem, onlar da beni değiştiremez
Başkaları beni, benim gördüğüm gibi göremez
Gördüğüm tek gerçeklik benim...
Hayatımı kontrol altına aldığım günden beri korkacak hiçbir şey kalmadı
Başkalarının gerçekliği beni daha iyi düşünmeye itiyor."
L.C.
2 Aralık 2009 Çarşamba
16 Kasım 2009 Pazartesi
5 Ekim 2009 Pazartesi
çözülme
yanılmıştım sanırım yine;yalnızlığımla,sensizliğimle soğuk koridorda karşılaşınca.yüzüme öyle bir çarptı ki nefesinin yokluğu;savruldum.üstü örtülerle,tozlarla,hatıralarla kaplı,içimde,içimin uzaklarında gizlenen durakların her birine doğru savruldum.oturmaya çalıştım,beklemek istedim.sanki kendime yakınlığım artacak,mesafeler yutulacak ve her şey daha kolay olacakmış gibi.mış gibiydi her şey senden sonra,'belki'ler vardı,'keşke'ler sıraya dizilmiş üstüme geliyordu,'hayır'lar ise yüzüme yağıyordu.bu yüzden yanılgılarım birer taaruz gibiydi sensizliğe,ama sonuçsuz.her savaş gibi görkemli ama çözümsüz.korkutucu ama gerçeküstü.O'nun da dediği gibi ben hayatımın merkezini kaybetmiştim.varlığının yerine buz gibi bir kış vardı,yanlışlıkla benden götürdüklerinin arasında güneşin sıcaklığı da vardı.mevsimsiz bıraktın beni;yağmursuz,rüzgarsız,güneşsiz hatta fırtınasız.cebinden dökülen yıldızlar ise evin her köşesine dağılmış,öylece duruyorlardı;umarsızca ifadesiz kimlikleriyle.unutmuşsun onları.iyi de yapmışsın.nefes almaya çalışırlarken en azından belli belirsiz aydınlatıyorlardı umutlarımı.
bilirsin,severim kelimelerle oynamayı ben.kumdan kale yapar gibi,notalarla beste yapar gibi,her birine birer gerçeklik yüklemeyi.rüya görür gibi,kabus sonrası terler gibi,seninle sevişir gibi;heyecanlı,tutkulu ve de hüzünlü.öyle hüzünlü ki;anlarsın gözyaşım omzuna damladığında.ama gidişinle kapandı içimdeki oyun parkı,kelimeler yola döküldü,kayboldu,alev aldı,anlamları ise havaya karıştı.mutluyken ben,ve de yürürken içimde çalan bir şarkıyla anarım sevgilerimi;eskimiş,kararmış ve de kokusu asimile olmuş,teni sömürülmüş sevgilerimi.geriye depremler,seller felaketler kalmış sadece.ama onları da biri kucaklamalı.başkenti olmalı hepsinin.bilirsin,anlam yüklerim hep hayatın ayrıntılarına çünkü elimde hissederim o zaman ta kendisini hayatın.avcumun en içini öptüğünü hisseder ve ürperirim.vay be derim,vay be hayat beni de severmiş,sevebilirmiş.bir çocuk gibi kandırır sadakatimi ve gıdıklar merhametimi.ancak öyle anlarda büyüsünü çıkarır gizlediği kutusundan ve uyandırır beni gerçek bir rüya için.uykularımı da çaldın,uyku esnasındaki huzursuzluğumu dahi,susuzluğumu bile..
yine böyle tekrarlanan gecelerden birinde,yastığım hiçlikken,yaralanan sensizliğim aktı ona ağzımdan.hafifçe başını kaldırıp bir bakış attı bana suçlu bir çocuk gibi,ama dalga da geçer gibi.uyku yok sana dedi,kalk ve huzursuz et yine ona olan özlemini dedi.teselli tebessümüydü dudağının kenarındaki gökkuşağı.acın bile böyle masum,acıttığın yanlarım bile böyle saf hala,bir çocuğa benzetecek gibi.tüm bunları kucağıma alıp o gece sana yeni bir başlangıç yaratmayı düşündüm.uzun zamandır resim yapmayı terk etmiştim,biliyorsun.boyalarımı,fırçalarımı,tuvallerimi,paletimi her şeyi çukurcuma'nın merdivenlerine bağışlamıştım.ruhu renklensin daha çok diye.her neyse,çatıda sakladığım diğer malzemeleri almak için ikişer ikişer çıktım merdivenleri.kalbim ağzımda atıyordu,ellerim terliyordu,dizlerim titriyordu.bir cinayet işlemeye gider gibiydi bilincim.bilinçaltım ise her zamanki gibi eski hatıralara sevinip duruyordu,cesaretimden ötürü beni tetikliyordu fazlasıyla.zaferin tadına bakıyor gibiydi.kapıyı açtığımda ise çoktan midesine indirmiş ve dudağının kenarını yalıyordu afiyetle.odaya adım attığım anda ise içime senden bir demet anı doldu.boya kokusu tenini hatırlattı,tuvaller ise sana olan fakirliğimi.sana bir hediye yapacaktım,bu hediyeyle tüm hislerimi,düşüncelerimi tekrardan anlatacaktım.bu hediyemi de yıllar sonraki ilk sergimde görecektin.tek bir tablo olacaktı koskoca galeride.sadece sen-ben,sadece duvarlar ve yutacakları sergilenecekti.
her renk olacaktı tabloda ve bunların her birine ait birer duygu.benden çaldığın,ödünç aldığın,sakladığın ve benim sana hediye ettiğim her şey olacaktı orada.eğer renkleri doğru şekilde eşleştirirsen bana geri vermiş olacaktın en yepyeni halleriyle tümünü.belki bana dönmeyecekti yüzün ama bilecektim ki beni koruyorsun kendinden;doğrularla veya yanlışlarla.diye düşünürken hızlıca işe koyuldum ve bir gecede sonlandırdım sancılarımı.kızdım sana,bağırdım,küfrettim,güldüm,sensizliğin omzunda ağladım da açıkçası,hayıflanmıyorum.sadece bu süreç bile yordu beni demek istiyorum.olasılıklar bile kanattı.sanki kilidine uymayan bir anahtarla açmaya çalışıyordum defalarca her yeni sayfada seni.biraz umut ve hayalgücü ne çok şey demek.ben tüm bunları düşünür ve kapanmayan bir yaram olan senin üzerine renk renk merhemler sürerken,tuvale baktım ve bitmiştin.ben de bitmiştim hatta gün de bitmişti,yeni bir gün nefes nefese doğmuştu.tadına bakayım dedim sabahın,bir yudum kahveyle ve galeriye gitmeye karar verdim şehir uyanınca.acıyan gözlerle baktı bana İstanbul,acılı gözlerle baktı bana Çukurcuma,'yine mi' der gibiydiler.alışmışlardı onlar bana böyle.günaydın dedim ve çıktım evimden.şimdilik her şey tam yolunda gidiyordu ve bu beni telaşlandırdı.arkadaşım elimde bir paketle galeriye geldiğimi görünce o da tuhaf bir endişeye kapıldı sanki,iyi görünmediğimi söyledi,aldırmadım,sonra o da aldırmadı.her zamanki ben diye düşünmüş olmalıydı.korkarak girdim içeri,bir hastane odasına girer gibiydim.aşina olduğum eşyalar,koku ve müzik,hepsi sanki tanımaya çalışan gözlerle bakıyorlardı.elimdeki paketi açtım ve açtığım an arkadaşımın irkilmeyle karışık bir şaşkınlık hissettiğini anladım.sessizce sebebini sordu,yutkunarak cevap verdim.konuşulacak,söylenecek pek bir şey kalmadı zaten.
hemen bir plan yaptık beraber.seni arayacaktı,elindeki bazı işleri görmek istediğini söyleyerek ve sen farkındalığını bir kenara bırakıp gelecektin.gelmeliydin.her gecem gibi olmamalıydı.ama yanılsamalar da olmalıydı o gün senin için.mesela tuhaf tesadüfler,detaylar..
tüm bunları düşünürken evin yolunu tuttum.ondan önce bizim kahveye uğradım,bir kaç tanıdıkla sohbet ettim.etmeye çalıştım çünkü aklım oradaydı,sendeydi.ne olacaktı acaba diye düşünüyordum sürekli.elinde bir gökkuşağı ile gelip geri verecek miydin güneşi,ayı,bulutları ve geri kalan yıldızları?ne renklerim nefes alıyor doğru düzgün ne de gökyüzüm.o tuvalde benden çaldığın gökyüzümü bulacaksın.capcanlı renkleriyle,taptaze,yepyeni.sanki sen dokunmamışsın gibi.sadece bunları gördüğünde anla beni.ama öyle güzel ve özel ki orada göreceklerin;hiç pişman olmadım sende rehin tutuldukları için.şaşıracaksın,belki üzüleceksin belki de acıyacaksın bana,bilmiyorum.karanlıkta ay seni aydınlatıyormuş gibi anlayacaksın.en yakın arkadaşlarım;düşüncelerimle biraz nefes alayım dedim.pencereyi sonuna kadar açtım ve rüzgar koktu.üşüdüm biraz.kıyafetlerim her yerdeydi evin.en sevdiğim koltuğa oturdum.evet artık gerçekten tek kişilik.hatırladın değil mi ikimiz sığmaya çalışırdık,çocuk gibi itişip kakışırdık ona oturmak için,uyurduk bile kucak kucağa,yine aynı yerde,yine rüzgar kokusuyla.elime rastgele bir dergi aldım,tüm ciddiyetimi takındığımı sanarak,sanki okuyacakmışım gibi.dünden kalan kahvemden bir kaç yudum aldım.sanki sıcakmış gibi üfledim.geceyi etmişim fark etmeden ve hala haber gelmiyordu.acaba ikna olmuş muydun oraya gitmeye.diye düşünürken telefonum çaldı,galeriden arıyorlar sandım.yanılmışım yine.sendin.sen.ve ben,sesin vücudumun her yerine işledikten sonra anladım bunu.dokundun resmen.o an dünyanın tüm düzeni sana uyarlandı,senin diline çevrildi,senin dilinde okundu.çok heyecanlanmıştım,olduğum yerde dolanıyordum öylece.yüzünde adım adım gezmiş gibi oldum,kirpiklerinle yanağımı gıdıklamış gibi.zar zor duyulan bir ses tonuyla,biraz da sigaradan eskimiş bir ses tonuyla ben gidiyorum dedin.dünyamızın gerçekliğine inat sanki,telefonda veda ettin bana.galeride bana ait bir şey bıraktığını söyledin ve yutkundun.yutkundun ve sustum.bağırdım ama sen çoktan kapatmıştın ve İstanbul'u terk etmeye hazırdın.gidişinle attın beni yine bir yol kenarına.hemen giyinip çıktım evden,koşuyor muydum yürüyor muydum belli değildi doğrusu.kapıyı ısrarla çaldım,çaldım ve sonunda koskocaman bembeyaz bir salonda,tuvalimin yanında asılı olan başka bir tuval gördüm.nefes nefese yanına gittim. o an,'hiç' ne demek anladım.
çizdiğim tüm rengarenk çiçeklerle dolu bahçeleri,tupturuncu güneşi,yemyeşil çimenleri,sana seni resmettiğim her şeyin aynılarını çizmişsin ve her renkte iliştirilmiş olan duyguların aynılarını.aradaki fark ise bir füze gibi düştü topraklarıma,ele geçirdin darmadağın edip.sadece siyah bir kalemle ve içi boş çizmiştin her şeyi;silik ve soluktu hepsi,bomboş bir dünya bırakmışsın ardından.duyguların kelime kelime yazılı olduğu minik kağıtları da arkasını çevirip;geri yapıştırmışsın.son nefesimi var edebilecek tek şey bırakmışsın.çok sevdiğimiz birinin sözlerini.şöyle yazıyordu:
"arabadaydık.
-'tabiatın güzelliğine bak!' dedim.
-'ağaçlardan hiçbir şey göremiyorum!' dedi."
bilirsin,severim kelimelerle oynamayı ben.kumdan kale yapar gibi,notalarla beste yapar gibi,her birine birer gerçeklik yüklemeyi.rüya görür gibi,kabus sonrası terler gibi,seninle sevişir gibi;heyecanlı,tutkulu ve de hüzünlü.öyle hüzünlü ki;anlarsın gözyaşım omzuna damladığında.ama gidişinle kapandı içimdeki oyun parkı,kelimeler yola döküldü,kayboldu,alev aldı,anlamları ise havaya karıştı.mutluyken ben,ve de yürürken içimde çalan bir şarkıyla anarım sevgilerimi;eskimiş,kararmış ve de kokusu asimile olmuş,teni sömürülmüş sevgilerimi.geriye depremler,seller felaketler kalmış sadece.ama onları da biri kucaklamalı.başkenti olmalı hepsinin.bilirsin,anlam yüklerim hep hayatın ayrıntılarına çünkü elimde hissederim o zaman ta kendisini hayatın.avcumun en içini öptüğünü hisseder ve ürperirim.vay be derim,vay be hayat beni de severmiş,sevebilirmiş.bir çocuk gibi kandırır sadakatimi ve gıdıklar merhametimi.ancak öyle anlarda büyüsünü çıkarır gizlediği kutusundan ve uyandırır beni gerçek bir rüya için.uykularımı da çaldın,uyku esnasındaki huzursuzluğumu dahi,susuzluğumu bile..
yine böyle tekrarlanan gecelerden birinde,yastığım hiçlikken,yaralanan sensizliğim aktı ona ağzımdan.hafifçe başını kaldırıp bir bakış attı bana suçlu bir çocuk gibi,ama dalga da geçer gibi.uyku yok sana dedi,kalk ve huzursuz et yine ona olan özlemini dedi.teselli tebessümüydü dudağının kenarındaki gökkuşağı.acın bile böyle masum,acıttığın yanlarım bile böyle saf hala,bir çocuğa benzetecek gibi.tüm bunları kucağıma alıp o gece sana yeni bir başlangıç yaratmayı düşündüm.uzun zamandır resim yapmayı terk etmiştim,biliyorsun.boyalarımı,fırçalarımı,tuvallerimi,paletimi her şeyi çukurcuma'nın merdivenlerine bağışlamıştım.ruhu renklensin daha çok diye.her neyse,çatıda sakladığım diğer malzemeleri almak için ikişer ikişer çıktım merdivenleri.kalbim ağzımda atıyordu,ellerim terliyordu,dizlerim titriyordu.bir cinayet işlemeye gider gibiydi bilincim.bilinçaltım ise her zamanki gibi eski hatıralara sevinip duruyordu,cesaretimden ötürü beni tetikliyordu fazlasıyla.zaferin tadına bakıyor gibiydi.kapıyı açtığımda ise çoktan midesine indirmiş ve dudağının kenarını yalıyordu afiyetle.odaya adım attığım anda ise içime senden bir demet anı doldu.boya kokusu tenini hatırlattı,tuvaller ise sana olan fakirliğimi.sana bir hediye yapacaktım,bu hediyeyle tüm hislerimi,düşüncelerimi tekrardan anlatacaktım.bu hediyemi de yıllar sonraki ilk sergimde görecektin.tek bir tablo olacaktı koskoca galeride.sadece sen-ben,sadece duvarlar ve yutacakları sergilenecekti.
her renk olacaktı tabloda ve bunların her birine ait birer duygu.benden çaldığın,ödünç aldığın,sakladığın ve benim sana hediye ettiğim her şey olacaktı orada.eğer renkleri doğru şekilde eşleştirirsen bana geri vermiş olacaktın en yepyeni halleriyle tümünü.belki bana dönmeyecekti yüzün ama bilecektim ki beni koruyorsun kendinden;doğrularla veya yanlışlarla.diye düşünürken hızlıca işe koyuldum ve bir gecede sonlandırdım sancılarımı.kızdım sana,bağırdım,küfrettim,güldüm,sensizliğin omzunda ağladım da açıkçası,hayıflanmıyorum.sadece bu süreç bile yordu beni demek istiyorum.olasılıklar bile kanattı.sanki kilidine uymayan bir anahtarla açmaya çalışıyordum defalarca her yeni sayfada seni.biraz umut ve hayalgücü ne çok şey demek.ben tüm bunları düşünür ve kapanmayan bir yaram olan senin üzerine renk renk merhemler sürerken,tuvale baktım ve bitmiştin.ben de bitmiştim hatta gün de bitmişti,yeni bir gün nefes nefese doğmuştu.tadına bakayım dedim sabahın,bir yudum kahveyle ve galeriye gitmeye karar verdim şehir uyanınca.acıyan gözlerle baktı bana İstanbul,acılı gözlerle baktı bana Çukurcuma,'yine mi' der gibiydiler.alışmışlardı onlar bana böyle.günaydın dedim ve çıktım evimden.şimdilik her şey tam yolunda gidiyordu ve bu beni telaşlandırdı.arkadaşım elimde bir paketle galeriye geldiğimi görünce o da tuhaf bir endişeye kapıldı sanki,iyi görünmediğimi söyledi,aldırmadım,sonra o da aldırmadı.her zamanki ben diye düşünmüş olmalıydı.korkarak girdim içeri,bir hastane odasına girer gibiydim.aşina olduğum eşyalar,koku ve müzik,hepsi sanki tanımaya çalışan gözlerle bakıyorlardı.elimdeki paketi açtım ve açtığım an arkadaşımın irkilmeyle karışık bir şaşkınlık hissettiğini anladım.sessizce sebebini sordu,yutkunarak cevap verdim.konuşulacak,söylenecek pek bir şey kalmadı zaten.
hemen bir plan yaptık beraber.seni arayacaktı,elindeki bazı işleri görmek istediğini söyleyerek ve sen farkındalığını bir kenara bırakıp gelecektin.gelmeliydin.her gecem gibi olmamalıydı.ama yanılsamalar da olmalıydı o gün senin için.mesela tuhaf tesadüfler,detaylar..
tüm bunları düşünürken evin yolunu tuttum.ondan önce bizim kahveye uğradım,bir kaç tanıdıkla sohbet ettim.etmeye çalıştım çünkü aklım oradaydı,sendeydi.ne olacaktı acaba diye düşünüyordum sürekli.elinde bir gökkuşağı ile gelip geri verecek miydin güneşi,ayı,bulutları ve geri kalan yıldızları?ne renklerim nefes alıyor doğru düzgün ne de gökyüzüm.o tuvalde benden çaldığın gökyüzümü bulacaksın.capcanlı renkleriyle,taptaze,yepyeni.sanki sen dokunmamışsın gibi.sadece bunları gördüğünde anla beni.ama öyle güzel ve özel ki orada göreceklerin;hiç pişman olmadım sende rehin tutuldukları için.şaşıracaksın,belki üzüleceksin belki de acıyacaksın bana,bilmiyorum.karanlıkta ay seni aydınlatıyormuş gibi anlayacaksın.en yakın arkadaşlarım;düşüncelerimle biraz nefes alayım dedim.pencereyi sonuna kadar açtım ve rüzgar koktu.üşüdüm biraz.kıyafetlerim her yerdeydi evin.en sevdiğim koltuğa oturdum.evet artık gerçekten tek kişilik.hatırladın değil mi ikimiz sığmaya çalışırdık,çocuk gibi itişip kakışırdık ona oturmak için,uyurduk bile kucak kucağa,yine aynı yerde,yine rüzgar kokusuyla.elime rastgele bir dergi aldım,tüm ciddiyetimi takındığımı sanarak,sanki okuyacakmışım gibi.dünden kalan kahvemden bir kaç yudum aldım.sanki sıcakmış gibi üfledim.geceyi etmişim fark etmeden ve hala haber gelmiyordu.acaba ikna olmuş muydun oraya gitmeye.diye düşünürken telefonum çaldı,galeriden arıyorlar sandım.yanılmışım yine.sendin.sen.ve ben,sesin vücudumun her yerine işledikten sonra anladım bunu.dokundun resmen.o an dünyanın tüm düzeni sana uyarlandı,senin diline çevrildi,senin dilinde okundu.çok heyecanlanmıştım,olduğum yerde dolanıyordum öylece.yüzünde adım adım gezmiş gibi oldum,kirpiklerinle yanağımı gıdıklamış gibi.zar zor duyulan bir ses tonuyla,biraz da sigaradan eskimiş bir ses tonuyla ben gidiyorum dedin.dünyamızın gerçekliğine inat sanki,telefonda veda ettin bana.galeride bana ait bir şey bıraktığını söyledin ve yutkundun.yutkundun ve sustum.bağırdım ama sen çoktan kapatmıştın ve İstanbul'u terk etmeye hazırdın.gidişinle attın beni yine bir yol kenarına.hemen giyinip çıktım evden,koşuyor muydum yürüyor muydum belli değildi doğrusu.kapıyı ısrarla çaldım,çaldım ve sonunda koskocaman bembeyaz bir salonda,tuvalimin yanında asılı olan başka bir tuval gördüm.nefes nefese yanına gittim. o an,'hiç' ne demek anladım.
çizdiğim tüm rengarenk çiçeklerle dolu bahçeleri,tupturuncu güneşi,yemyeşil çimenleri,sana seni resmettiğim her şeyin aynılarını çizmişsin ve her renkte iliştirilmiş olan duyguların aynılarını.aradaki fark ise bir füze gibi düştü topraklarıma,ele geçirdin darmadağın edip.sadece siyah bir kalemle ve içi boş çizmiştin her şeyi;silik ve soluktu hepsi,bomboş bir dünya bırakmışsın ardından.duyguların kelime kelime yazılı olduğu minik kağıtları da arkasını çevirip;geri yapıştırmışsın.son nefesimi var edebilecek tek şey bırakmışsın.çok sevdiğimiz birinin sözlerini.şöyle yazıyordu:
"arabadaydık.
-'tabiatın güzelliğine bak!' dedim.
-'ağaçlardan hiçbir şey göremiyorum!' dedi."
12 Eylül 2009 Cumartesi
3 Eylül 2009 Perşembe
öyle iyi anlıyorum ki bulutumun mavisini.zaman zaman nasıl tutkulu bir kırmızıya dönüştüğünü.öylesine kıpkırmızı ki;damarlarımda dolaşıp,hayat verip;tazeliyor onu.bazen baştan çıkaran kırmızı bir elbise gibi,bazen tadı damağında bırakan kırmızı bir elma gibi,bazen de kokusuyla büyüleyen bir çiçek gibi.zaman zaman nasıl heyecan dolu bir turuncuya dönüştüğünü.öylesine tupturuncu ki;heyecanıyla etrafını yakıp kavuran.bunu herkese,her şeye ve her yere adımlarıyla,gülüşüyle,elleriyle,koşuşuyla ve kalbiyle konduran.parlaklığıyla göz kamaştırıp;kötülükleri karartan adeta!bazen de güneşi utandırıp gölgede bırakan bir bulut bu.zaman zaman nasıl sitemkar ve hüzünlü bir sarıya dönüştüğünü.öylesine sitemkar ki,asilikle göğüs göğüse gelecek gibi.gelip de onu devirecek gibi.devirip de barışın ve asaletinin simgesi olarak onu tutup yerden kaldıracak gibi.bazen de öylesine hüzünlü ki;en güzel şekeri gözyaşlarıyla eritebilecek bir bulut gibi.gözyaşlarıyla beraber akan o kadar çok şey var ki o damlalarda;çocukluk hayalleri,küfürleri,eksiklikleri..ve anlatacağında ona anlamsız ve boş boş bakacak insanlardan nefret etmemek için anlatamadığı sayısız hikayesi..zaman zaman nasıl gizemli bir yeşile dönüştüğünü.öylesine gizle kaplanmış bir hediye paketi ki bu bulut;kurdelesinin düğümleri bile yeşile boyanmış,onlar bile o kadar gizemli ki;açmaya korkup kaçanları soluk soluğa döndüren ve her düğümünü yaşamayı göze aldıran..zaman zaman nasıl masum ve kendi gibi bir maviye dönüştüğünü.öylesine binbir mavi ki içi,boğulacak gibi kendi içinde.farkındalığının tonları karışır ve ürpertir dibinde denizin.sanki derinliklerinde denizin;kayıp şehrini arar gibi.
bu meraklı çocuk paketi açtığında ise öyle rengarenk bir rüyayla karşılaşır ki;masalı takip etmeye çalışırken uyuya kalır kutuya sarılıp.ve en son rüyası da bu masalda yer almak olur.ama kim o zaman rüyanın kahramanı olur?
bu meraklı çocuk paketi açtığında ise öyle rengarenk bir rüyayla karşılaşır ki;masalı takip etmeye çalışırken uyuya kalır kutuya sarılıp.ve en son rüyası da bu masalda yer almak olur.ama kim o zaman rüyanın kahramanı olur?
29 Ağustos 2009 Cumartesi
28 Ağustos 2009 Cuma
insanlar geçiyor üstünden senin.hüzünlerini,mutluluklarını bırakıyorlar üzerine.acılarını,kızgınlıklarını.türlü türlü hikayeler yaşıyorsun,farklı farklı hayatlara bürünüyorsun bunları yaşarken.kendine sakladığın o kadar çok sırrın var ki..ağır geliyor,yoruluyorsun,nefes nefese kalıyorsun.bazen yürümekte zorlanan yaşlı bir teyze oluyorsun,bazen heyecanla koşuşturan bir çocuk,bazen de gücünü tüketen bir genç.kızıyorsun hayata,yalnızlığına ağlıyorsun,kalabalığına küfrediyorsun bazen de.
sabahları uyanmaya çalışıyorsun omuzlarındaki yükle.dün gece bağırdı insanlar sana,güldüler kahkahalarıyla,kavga ettiler seninle.tüm sessizliğinle yine ağırladın onları sakince.yüzündeki mağrur ifade uyandırdı seni yeni bir güne.her gün başka bir başlangıç.yeni gözyaşları,yeni tebessümler,yeni bağırış çağırışlar,yeni "merhaba"lar,yeni "iyi sabahlar"la sen hep sevdin bizi.hep yer ayırdın bize yalnızlığından.kedileri uyuttun kucağında yüzüne rüzgar vururken.ya tek başına kaldığında kim uyuttu seni,uyandığında kim öptü seni,kim sevdi KADİFE yüzünü?
(evet bi sokak için fazla duygusal ama işte böyle.)
sabahları uyanmaya çalışıyorsun omuzlarındaki yükle.dün gece bağırdı insanlar sana,güldüler kahkahalarıyla,kavga ettiler seninle.tüm sessizliğinle yine ağırladın onları sakince.yüzündeki mağrur ifade uyandırdı seni yeni bir güne.her gün başka bir başlangıç.yeni gözyaşları,yeni tebessümler,yeni bağırış çağırışlar,yeni "merhaba"lar,yeni "iyi sabahlar"la sen hep sevdin bizi.hep yer ayırdın bize yalnızlığından.kedileri uyuttun kucağında yüzüne rüzgar vururken.ya tek başına kaldığında kim uyuttu seni,uyandığında kim öptü seni,kim sevdi KADİFE yüzünü?
(evet bi sokak için fazla duygusal ama işte böyle.)
27 Ağustos 2009 Perşembe
26 Ağustos 2009 Çarşamba
25 Ağustos 2009 Salı
hep çok çillerim olsun.kışın da beni sevip benle olsunlar istiyorum ben.bide sigara yasağına yasak gelsin.barların önü içilerinden fazlasıyla kalabalık(böyle hastane tadında) dolayısıyla içerde çalan grup göt gibi ortada kalıyo bazen.bide bi günlüğüne sofyaya gidip gelebilsem keşke.ama yalnız değil.bide teyzem bana küçükken diktiği kostümlerden diksin yine onları giyip geziym.
23 Ağustos 2009 Pazar
21 Ağustos 2009 Cuma
20 Ağustos 2009 Perşembe
19 Ağustos 2009 Çarşamba
18 Ağustos 2009 Salı
17 Ağustos 2009 Pazartesi
evet evet bi sorunum var benim istanbulla.her ne kadar şizofrenik hareketleri de olsa..saplantı tadında bazen sevgim.süpersonik bir kişilik gibi.içten içe sinir de oluyorum ona.kavga ediyorum bazen.duymamazlıktan gelip siktiri çekiyo ama sabah öyle masum gülüyo ki dudağının kenarında güneş ışığıyla..
6 Ağustos 2009 Perşembe
22 Temmuz 2009 Çarşamba
11 Haziran 2009 Perşembe
evet evet
öyle bir şarkı oluyo ki mesela onu dinlediğimde sanki başka bir yerde apayrı bi yaşamım varmış gibi ve ben ona ulaşamadıkça,o şarkılar hep zorlayacak hayallerimi gibi ve acıtıcak gibi.
noluyolanofyaevetevettamoradagörüyorumkendimiduvaryerinepencereolanokoskocamanazeşyalıevigörüyorumbisikletimyatağımınyanındamutfakyokzatenhepsibirodasadecegibibişeylerbidüşünsenebibakbidüşünoşarkıdasenindebiryaşamınvarordaburdaşurdaneredeistersenordaevetevetvar
noluyolanofyaevetevettamoradagörüyorumkendimiduvaryerinepencereolanokoskocamanazeşyalıevigörüyorumbisikletimyatağımınyanındamutfakyokzatenhepsibirodasadecegibibişeylerbidüşünsenebibakbidüşünoşarkıdasenindebiryaşamınvarordaburdaşurdaneredeistersenordaevetevetvar
9 Haziran 2009 Salı
EV
evde olmak ne güzelmiş.biraz da garip;benim değilmiş gibi,hiç olmamış gibi.yatağımda biri uyumuş gibi,masamda oturmuş gibi,en sevdiğim fincanla kahvemden içmiş gibi.
ama evin kokusunu özlemişim ben çok.o da,daha çok içime çekmem için burnuma burnuma geliyormuş gibi.
olley artık mutfakta istediğim kadar "harikalar diyarı uydurmaları salataları" yapıcam..
-ve fakat-
ama canım yanıyor ki
ama evin kokusunu özlemişim ben çok.o da,daha çok içime çekmem için burnuma burnuma geliyormuş gibi.
olley artık mutfakta istediğim kadar "harikalar diyarı uydurmaları salataları" yapıcam..
-ve fakat-
ama canım yanıyor ki
8 Haziran 2009 Pazartesi
4 Mayıs 2009 Pazartesi
17 Nisan 2009 Cuma
15 Nisan 2009 Çarşamba
13 Nisan 2009 Pazartesi
7 Nisan 2009 Salı
30 Mart 2009 Pazartesi
29 Mart 2009 Pazar
anlamakta zorlandığım ama kesinlikle çok anlamak istediğim bir durum var ortada.hayatlarını,hayallerini,gündelik yaşamlarını,prensiplerini ve hatta ruh hallerini bile hırs bürümüş insanların gelişmekte oldukları zamanlarda veya şimdiki sosyal çevrelerinde ne gibi olaylar yaşadılar veya ne gibi insanlarla aynı ortamları paylaştılar.her gün,farklı her durumda bambaşka insanların yaşamları oluyor kendi yaşamları,her gün bambaşka bir ağız,her gün tamamen değişken fikirler ve savunulanlar..bir gün içinde belki on kişi oluyorlar.ne için peki?bir iki hıyar daha onları poh pohlasın diye.bunun sonucunda da en büyük zafer de onların oluyor.ne komik dimi lan?!mutluluğa bile kısa yoldan ulaşma çabaları kesinlikle çok güldürücü ve de ne yazık ki aslında biraz ürkütücü,hatta -abart(m)ıyorum- acınası.halbuki anlasalar keşke henüz marketlerde yerini alamayan tek şey o.ama sorsan çok rahatsızdırlar o ortamda bulunmaktan,mecburiyet abi diye acındırır bir de kendini.ne mecburisi lan,bir götünüze sokmadığınız kalıyor parmağınızı para için.sorsanız çevresini değiştirmek ister ama hiç merak etmeyin hemen arkasından yine bir bahane "herkes böyle ki sen ne sanıyorsun".ebeninkini sanıyorum ben mesela,demek istiyorum onlara aynı şuursuzlukla.--çimenlere uzanıp derin bir nefes almaktan başka bir şey değil aslında gerçek-- diyen güzel insan,söyle onlara;evlerinin önünde;sadece televizyonlarda gördükleri o plastik hayatların evlerindeki gibi gözüksün diye değil o çimenler.şimdi onlar oturmaz da oraya;kedinin,köpeğin pisliğinden(!) iğrenir.ben de sizden!
27 Mart 2009 Cuma
26 Mart 2009 Perşembe
kahvem ve havuçlu kekim yalnız duruyor.birbirilerini tamamlamaya bile güçleri yok.ikisi de kendilerinden başlayamıyorlar kahvaltıya.keşke olsaydın,olsaydın da tamam olsaydı onlar da.sigaranın ilk nefesi bu kadar acı olmamalıydı,yanmamalıydım;yaşlar içime akarken.kendi kendime şarkı söylerken,olmalıydın sen de benimle.sesim titremezdi.belki o zaman,mutlu bir şarkı olurdum seninle.
hala korkuyorum elini tutmaya,sana dokunmaya,sarılmaya,hatta bakmaya bile.bana ait olmayan bir güzelliğe uzaktan bakıyorum sadece.çok acı,çok acı çünkü içim koşuyor aslında sana.tüm saçma sonrası olmayan günlerin geceleriyle hayatımın,tüm kırılganlıklarıyla,acımış yanlarıyla,kabuk tutmuş ve düşmeyen yaralarıyla,kanayan tenleriyle,silik yüzleriyle..koşuyorlar sana,tut onları diye.tut ki;daha çok kırılmasın içimdeki çocuk,yüzümdeki ışık,kalbimdeki yanık
hala korkuyorum elini tutmaya,sana dokunmaya,sarılmaya,hatta bakmaya bile.bana ait olmayan bir güzelliğe uzaktan bakıyorum sadece.çok acı,çok acı çünkü içim koşuyor aslında sana.tüm saçma sonrası olmayan günlerin geceleriyle hayatımın,tüm kırılganlıklarıyla,acımış yanlarıyla,kabuk tutmuş ve düşmeyen yaralarıyla,kanayan tenleriyle,silik yüzleriyle..koşuyorlar sana,tut onları diye.tut ki;daha çok kırılmasın içimdeki çocuk,yüzümdeki ışık,kalbimdeki yanık
23 Mart 2009 Pazartesi
22 Mart 2009 Pazar
18.03.09 belkidealtımart
kaleminin ucundan dökülenler ne kadar da doğru,ne kadar da ben olmuş.yaşamış gibisin onları,durmuşsun gibi öyle sen de.ne kadar da mağrur kalemin,ne kadar da birebir.dokunmuş gibisin sanki yüzümün çizgilerine,kirpiklerimin eline,koşmuş gibisin sanki adım adım.sorsan ağzımdan dökülemeyecek gibi resmetmişsin duruşumun gözyaşlarını.çizdin ya şimdi bunu,sildin onları sessizce.
kaleminin ucundan dökülenler ne kadar da doğru,ne kadar da ben olmuş.yaşamış gibisin onları,durmuşsun gibi öyle sen de.ne kadar da mağrur kalemin,ne kadar da birebir.dokunmuş gibisin sanki yüzümün çizgilerine,kirpiklerimin eline,koşmuş gibisin sanki adım adım.sorsan ağzımdan dökülemeyecek gibi resmetmişsin duruşumun gözyaşlarını.çizdin ya şimdi bunu,sildin onları sessizce.
buraya yazamıyorum.çok garip değil mi lan?bence değil.sevmiyorum çünkü bilgisayarda yazı yazmayı.o yüzden önce defterime yazıyorum.ama sonra bloga yazınca sahteymiş gibime geliyor.ama sahte olmadığını bildiğimden yazmaya devam.(ikilemler her yerde)
aslında hiç memnun ve mutlu değilim,çünkü yeterince yazamıyorum.miktar olarak değil içerik olarak.yazıyı yazarken bir yandan karalamak istiyorum belki ben,belki saçmasapan resimler çizmek istiyorum,belki de mürekkep koksun istiyorum lan olamaz mı yani?evet,olamaz.
olamayacak olan daha bir sürü durum ve hayal var.bir de,bunları destekleyen umut var.sonra onları deviren gerçekler var.ama benim de onları ayağa kaldıracak gücüm var. -hadi lan ordan,bok var. -valla var olum. -tabi tabi. -yok mu??
aslında hiç memnun ve mutlu değilim,çünkü yeterince yazamıyorum.miktar olarak değil içerik olarak.yazıyı yazarken bir yandan karalamak istiyorum belki ben,belki saçmasapan resimler çizmek istiyorum,belki de mürekkep koksun istiyorum lan olamaz mı yani?evet,olamaz.
olamayacak olan daha bir sürü durum ve hayal var.bir de,bunları destekleyen umut var.sonra onları deviren gerçekler var.ama benim de onları ayağa kaldıracak gücüm var. -hadi lan ordan,bok var. -valla var olum. -tabi tabi. -yok mu??
17 Mart 2009 Salı
adım mı sebepti tüm bunlara.hiç sanmıyorum.belki başka bir adım olsaydı da arayışında olurdum harikalar diyarının.ama onu alis harikalar diyarı yapan neydi?birinin,anlamının düş olduğunu söylemesi miydi bu yalana inanmam yoksa düş müydü?bilmeden,bildirmeden mi buldu o beni..evet gerçekten de koşuyorum tavşan deliğine.hep hayallerimin nefesi o oluyor,hep o kapıda buluyorum kendimi iyi hissettiğim zaman.arkamda karanlığı bıraktığım,önümde ise beni alıp giden bir aydınlık,bir gökkuşağı.hafif bir melodi ve mis kokular.boyum kısalıp uzamıyordu belki,çünkü önemi yoktu aslında onun.sadece o boşluğa süzülmem yeterliydi her seferinde.benimle beraber düşenler ise ne bardaklar oldu ne tabaklar ne de eşyaların geri kalanı.benimle beraber süzülenler sadece benim hayallerimdi.onları da koşturuyordum tavşan deliğine.hiç yorulmadı onlar,hiç itiraz etmedi onlar sadece geldiler benimle.sorgulamadılar da.sorsan belki pişmandırlar ama neye yarar ki artık.
seni de dahil ediyorum hep onlara,hep o koşuşturmacada sen de savruluyorsun korkularımda,mutluluklarımda,üzüntülerimde,beklentilerimde,takıntılarımda,hayallerimde,uykularımda,sarhoş gecelerimde,uykusuz sabahlarımda.dinleniyor tüm yorgunluklarım sen de benle koşunca tavşan deliğine.o kapıda beraber durduğumuzu hayal ediyorum.bu sadece yetiyor,hiç dalgası olmayan bir deniz içim o zaman,hiç rüzgarı olamayan bir hava,hiç kapkaranlık bulutları olmayan bir gökyüzü.dingin.sen hayali arkadaşımsın benim beraber yemek yediğim,uyuduğum,içtiğim,sarhoş olduğum,derse girdiğim,ağladığım,tartıştığım,güldüğüm,küfür ettiğim,insanlarla dalga geçtiğim.ama sarılmaya kalktığımda havanın zerrecikleri öyle bir üşütüyor ki kalbimi.o an kapı kapanıyor ve o arkamda kalan karanlık "gel" diyor."orada bekleme,o hiç gelmeyecek" diyor.
seni de dahil ediyorum hep onlara,hep o koşuşturmacada sen de savruluyorsun korkularımda,mutluluklarımda,üzüntülerimde,beklentilerimde,takıntılarımda,hayallerimde,uykularımda,sarhoş gecelerimde,uykusuz sabahlarımda.dinleniyor tüm yorgunluklarım sen de benle koşunca tavşan deliğine.o kapıda beraber durduğumuzu hayal ediyorum.bu sadece yetiyor,hiç dalgası olmayan bir deniz içim o zaman,hiç rüzgarı olamayan bir hava,hiç kapkaranlık bulutları olmayan bir gökyüzü.dingin.sen hayali arkadaşımsın benim beraber yemek yediğim,uyuduğum,içtiğim,sarhoş olduğum,derse girdiğim,ağladığım,tartıştığım,güldüğüm,küfür ettiğim,insanlarla dalga geçtiğim.ama sarılmaya kalktığımda havanın zerrecikleri öyle bir üşütüyor ki kalbimi.o an kapı kapanıyor ve o arkamda kalan karanlık "gel" diyor."orada bekleme,o hiç gelmeyecek" diyor.
16 Mart 2009 Pazartesi
sadece
belki bu iyi gelecek bana,belki gelmeyecek..belki seni yazacağım,belki yazmayacağım..belki ne kadar kötüyüm yazma konusunda onu göreceğim,belki göremeyeceğim..
SADECE sana bakacağım;içime,dışarıdan.çok uzaktan değil ama biraz da yakından.harflerim belki ulaşacak sana,belki de ulaşamayacak.ama ben yine,benden başka bir yerde saklayacağım onları.böyle iyi oluyorum ancak ve ancak.bu harflerin hiç sana doğru yürümeyeceğini bildiğimden olsa gerek bu rahatlığım,ama göreceğini bilselerdi emin ol koşarlardı bile..nefes almadan,durup bakmadan etraflarına.geçip gitmeyecekti hiçbir hayati sözcük yanlarından,ama onlar geçecekti yanlarından içine alarak onları.düşerlerdi belki yine çığlık atarken;çığlık atarken düşmeleri gereken yerde.böyle ters yüz oluyor işte sana koşmaya çalışırken sözcüklerim.cümlelerim ise savaşıyor düşmanlarmışçasına,çünkü tanımsızlar.bilmiyorlar ki birbirileri olmadan var olmak mümkün değil o sayfada.savaşıp,yorulup,ağlayıp,savaşıp,yorulup,ağlayıp akıyorlar sayfanın ucundan bir kitabın içine.bir yazı olmadan dinmeyecekti acıları.kitabın sayfalarında,kıvrımlarında,kapağında,renklerinde savrulup duracaklar.tutunup bir sayfanın ucuna;bir ötekine atlamaya çalışırken yine rüzgar alıp onları parmak uçlarına üfleyecekti tozlu raflara.
SADECE o kitabı aç ve barışsın tüm harflerim,sözcüklerim,cümlelerim.yaz onları.
SADECE sana bakacağım;içime,dışarıdan.çok uzaktan değil ama biraz da yakından.harflerim belki ulaşacak sana,belki de ulaşamayacak.ama ben yine,benden başka bir yerde saklayacağım onları.böyle iyi oluyorum ancak ve ancak.bu harflerin hiç sana doğru yürümeyeceğini bildiğimden olsa gerek bu rahatlığım,ama göreceğini bilselerdi emin ol koşarlardı bile..nefes almadan,durup bakmadan etraflarına.geçip gitmeyecekti hiçbir hayati sözcük yanlarından,ama onlar geçecekti yanlarından içine alarak onları.düşerlerdi belki yine çığlık atarken;çığlık atarken düşmeleri gereken yerde.böyle ters yüz oluyor işte sana koşmaya çalışırken sözcüklerim.cümlelerim ise savaşıyor düşmanlarmışçasına,çünkü tanımsızlar.bilmiyorlar ki birbirileri olmadan var olmak mümkün değil o sayfada.savaşıp,yorulup,ağlayıp,savaşıp,yorulup,ağlayıp akıyorlar sayfanın ucundan bir kitabın içine.bir yazı olmadan dinmeyecekti acıları.kitabın sayfalarında,kıvrımlarında,kapağında,renklerinde savrulup duracaklar.tutunup bir sayfanın ucuna;bir ötekine atlamaya çalışırken yine rüzgar alıp onları parmak uçlarına üfleyecekti tozlu raflara.
SADECE o kitabı aç ve barışsın tüm harflerim,sözcüklerim,cümlelerim.yaz onları.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



